İnsan aslında en çok kendini suçlar. Yaptıkları için,yapamadıkları için, sahip olamadıkları için, hataları için, başarıları için bile. Ama kendini o kadar çok suçlar ki bu suçluluk dolup taşar ve yavaş yavaş suçlanan hep karşı taraf oluverir.

Kaza yaptığında karşı tarafı suçlar, ayrılır karşı tarafı suçlar, yalnız kalır insanları suçlar. Arabayla su sıçratır duraktakileri suçlar. 

Kısacası suçlar da suçlar. Her eyleme, her tepkiye bir karşı tepki verir durmaksızın. Soru sorarsın suçlar. Soru sormazsın suçlar. Fikir istersin ne kadar suçlu olduğundan bahseder. 

Yardım etmeye çalışırsın suçlar, yardım etmezsin suçlar. Ama neden suçlar insan?
Suçluluk psikolojisi dediğimiz şey de tam olarak bunu anlatıyor. Suçlu suçunu bastırmak için seni suçlar. 

Neden adam öldürdün dersin devlet bize bakmadı der. Neden tecavüz ettin dersin ee o da mini etek giymeseydi der. Neden dövdün karını dersin dili çok uzamıştı der. 

İnsanlar hep bir şeyler söyler. Ama iyi ama kötü. Ama hep birini suçlar. Sakin olan kazanmaz suç bastıran kazanır her zaman. Çünkü toplumda gücü güçlüyü severiz biz. Biraz sesi fazla çıkana hak vermeye başlarız. 

Neden böyle yaptın dersin başlar senin hatalarını saymaya. Yaptığımız bütün pisliklerden durumu, insanları, hayatı, sorunlarımızı suçlayarak kurtulmaya çalıştıkça pislik bağlar içimiz. 

Ve her ne zaman bırakırsak suçu suçlamayı. Biraz döneriz bize, hatalarımızı görürüz içtenlikle. 

Hatalarını kabul ettikçe gelişir insan. Hatalarını tekrarladıkça insan olur. Hatalarından ders çıkardıkça bilge. 

Reklamlar